GenelMeksika'da Seçimler

Meksika’da Seçimler

Hazırlayan: Ali Karahan

“Pazar günü yapılacak olan ara seçimler öncesi sokaklarda tansiyon yüksek. Ülkenin güneyinde boykot çağrısı yapan muhalif eylemciler, bir seçim merkezini ateşe verdi. Göstericilerden çoğunun öğretmen olduğu ve eğitim reformunu protesto ettikleri öğrenildi.”

Birkaç gün önce yazılmış yukarıdaki haberin ilk cümlesi, haberde bahsi geçen ülkeyi bir an Türkiye sanmamıza neden oluyor; fakat durum öyle değil. Haberin son kısmından da anlayacağınız üzere burası Türkiye dışında bir yer. Bahsi geçen ülke Birleşik Meksika Devletleri. Bildiğimiz adıyla nam-ı değer Meksika. Peki, bugün neden Meksika’yı inceliyoruz? Sorunun cevabı aslında açık: Türkiye’de yaşayanlar olarak bizim gözümüz her ne kadar kendi gündemimiz dışında başka bir şey görmese de dünyada aslında bizim dışımızda çok şey oluyor. Bunlardan biri de tabii ki Meksika’da gerçekleşmiş olan ara seçimler. Türkiye’de 7 Haziran seçimlerinin olduğu gün Latin Amerika ülkelerinden Meksika’da da seçim vardı. Meclis yasama organı, belediyeler ve valilikler için seçim yapıldı. Peki, Meksika ara seçimlere nasıl bir ortamda girdi? Sivil toplum ve siyasiler hangi kampanyaları gerçekleştirdiler? Seçim usulü tam olarak ne ve nasıl işledi? En önemlisi, acaba Türkiye ile karşılaştırmalı olarak nasıl bir seçim haritası çizebiliriz? Bu yazıda bugün bunlara cevap arayacağız.

Öncelikle, Meksika’da seçim gününe gidilen süreçte bir kargaşa ortamının olmadığını söylemek mümkün değildi. Ülkede hala devam eden çeşitli toplumsal hareketler mevcut. Seçim öncesinde toplumsal talepler üst düzeyde kendisini göstermekteydi. Bunun yanı sıra şiddet yolunu seçen bazı silahlı yapıların seçimi boykot etmek amacıyla sahada olduğu da bir gerçekti. Ülkeden kısa bir manzara sunacak olursak uyuşturucu çetelerinin durdurulamadığı Meksika’da yapılan ara seçimlere katılan yedi aday öldürüldü, yirmi aday ise o veya bu nedenle seçim yarışından çekilmek zorunda kaldı. Bunun yanı sıra, ülkedeki yeni eğitim reformuna karşı çıkan öğretmenler gösteri yaptı. Öğretmene sınav sistemi öngören reforma karşı çıkan eğitimciler, Uluslararası Santa Cruz Xoxocotlan Havaalanı’nı işgal etti. Reform yasasının yanı sıra yolsuzluğu da protesto eden öğretmenler, Kongre’nin 500 üyesinin, 9 valinin ve yüzlerce belediye başkanının belirlendiği 7 Haziran’daki ara seçimleri boykot etme çağrısı yaptı. Polisin sert müdahale ettiği gösterilerde birçok öğretmen yaralandı ve gözaltına alındı. Ek olarak, Meksika’nın güneyindeki Guerrero bölgesinde çoğu gençlerden oluşan hükümet muhalifi göstericiler polisle çatıştı. Ülkede ara seçimlere günler kala boykot çağrısı yapan eylemciler, geçtiğimiz Eylül ayında 43 öğrencinin yerel polis tarafından çetelere teslim edilerek katledilmesini protesto etti. Olaylar sırasında çok sayıda gösterici gözaltına alındı. Bunlar arasında en radikali iseGuerrero Eyaleti’ne bağlı Tixtla kentinde kendilerini “Toplum Polisi” olarak adlandıran bir grubun varlığıydı. Grup, bölge sakinleri ve geçtiğimiz yıl polislerle çatışırken kaybolan 43 öğrencinin yakınları ile birlikte 7 Haziran’da yapılan seçimleri boykot etme kararı almalarının ardından bölgeye resmi güvenlik güçleri ve seçim propagandası yapanları seçim süresince silah kullanarak yaklaştırmadı. Anlayacağımız o ki Meksika’da işler seçim arifesinde epey karışıktı.

            Bu kadar kargaşanın yaşandığı bir seçim öncesi sürecini göz önünde bulundurursak, Meksika’nın idari yönetimine karşı toplumsal bir hoşnutsuzluğun olduğunu görmemek mümkün değil. Bu durumda akıllara ülkenin idari yönetiminin ne ve nasıl olduğu ile ilgili sorular geliyor: Meksika’da yönetim nasıl sağlanıyor? Seçim sistemi ne? Kaç parti katılıyor? Mecliste kaç aday var? Öncelikle, Meksika’da “Başbakan” veya “Başkan Yardımcısı” yok. Tüm yetkiler, Başkan’da toplanmış durumda. Anlayacağınız üzere, Meksika “Başkanlık Sistemi” ile yönetiliyor. Hatta birçok akademisyene göre bunun adı başkanın sahip olduğu çok güçlü yetkiler nedeniyle “emperyal başkanlık” ya da “seçilmiş monarklık”. Peki, bu geniş yetkiler neler? Bu kritik bir soru. Bu sorunun cevabını ise tam olarak şunlar oluşturuyor: Meksika Başkanı ya da diğer bir adıyla Cumhurbaşkanı, yasama ve yürütme yetkilerini elinde bulunduruyor. Normalde yasama yetkileri Parlamento’nun elinde olsa da, Meksika Başkanı kanun hükmünde kararnameler yoluyla çoğu zaman yasaları da kendisi yapıyor ya da en azından yasa yapım sürecine büyük oranda etki ediyor. Başkanın parlamento kararlarını veto etme yetkisi var ve bu sayede hem yasamaya hem de yürütmeye hâkim durumda. Dahası da var ki Meksika’da Başkan, neredeyse ülkedeki tüm yönetimi kendisi belirliyor. Başkan’ın, bakanları, başsavcıyı, Anayasa Mahkemesi Başkanı’nı, Emniyet Genel Müdürünü ve kuvvet komutanlarını atama yetkisi bulunuyor. Son dönemde bunlar yeni yasalar ile kısıtlanmaya çalışılsa da nihai hedefe hala tam olarak ulaşılmış ve başkanın mutlak gücü tam olarak sınırlandırılmış değil. Meksika Başkanı’nın bir başka yetkisi ise Meclis’e yasa tasarısı sunabilmesi. Başkan’ın ayrıca, Meclis’in geçirdiği yasaları, hatta bütçeyi veto yetkisi bulunuyor. Bunların yanı sıra Meksika’da Başkan “partili”. Başkan seçildikten sonra kendi partisinin Meclis için aday göstereceği isimleri belirleme yetkisine de sahip. Sadece vekilleri değil, kendisinden sonra Başkan olacak adayı da belirleme hakkı bulunuyor. Meksika’da Başkan’ın bir başka önemli yetkisi ise uluslararası anlaşmaları müzakere edebilmesi ve savaş-barış durumuna bizatihi kendisinin karar verebilmesi. Anlayacağınız üzere, Meksika Başkanı kâğıt üzerinde yürütmede, fiiliyatta ise hem yasama, hem de yürütmede tekel gücüne sahip.Bunlara karşın bu geniş yetkileri sınırlayan nadir kısıtlamalarda yok değil. Bunlardan en bilineni, hiç şüphesiz, Meksika’daki Başkanlık sisteminin en önemli özelliklerinden olan başkanın tek seferlik seçiliyor oluşu. Ek olarak, ülkede Başkan’ın görevi altı yıl sürüyor. Başkanlık seçimi tek turlu olarak gerçekleştiriyor. En çok oyu alan Başkan adayı seçiliyor.

Parlamento meselesine gelecek olursak, Meksika Parlamentosu 128 üyeli Senato ve 500 üyeli Temsilciler Meclisi’nden oluşuyor. Milletvekilleri 3 yıllık, senatörler ise 6 yıllık dönemler için halk tarafından seçiliyor. Ayrıca sistem Meksika’da vekillerin iki dönem üst üste seçilmesine izin vermiyor. Bu bir anlamda demokratik gözükse de çoğu zaman parlamenterlerin siyasal sistem içerisinde özellikle başkana karşı güçlü ve etkili bir konum elde etmelerini engelliyor. Dolayısıyla Başkan’ın mutlak gücünü sarsacak herhangi bir siyasi otoritenin ortaya çıkışı engellenmiş oluyor. Son olarak ise Senato’nun Anayasa Mahkemesi üyesi 11 yargıcın Başkan tarafından atanması sürecinde onayı gerektiği için sistem içerisinde üst meclisin Senato olduğu rahatlıkla söylenebilir.

Ülkede kâğıt üzerinde çok partili rejim olsa da, uzun yıllar ayakta kalan tek partili rejimin etkisiyle PRI’nın hala siyasette ağırlığı bulunmakta. Meksika Kurumsal Devrimci Partisi (PRI) dışında, 2000 yılında PRI’ya ilk yenilgisi tattıran merkez sağ çizgideki Meksika Milliyetçi Hareket Partisi (PAN) ve sosyal demokrat çizgideki Demokratik Devrim Partisi (PRD) diğer önemli siyasi yapılar. Buna ek olarak, 2002 yılında siyasi partiler seçim listelerinde en az yüzde 40 kadın katılımının sağlanmasına dönük yasa çıkarıldı. Ancak cinsiyet eşitliği tam olarak sağlanamadı. Kimi partiler “yeterince kadın aday yok” gerekçesine sığınırken, kimi erkekler de eşlerini aday olarak gösteriyor ardından hukuksal boşluktan faydalanarak seçimi kazanan eşinin görevini devralıyor. Son tahlilde, Chiapas eyaletinde bir araya gelen ‘Eşitlik İçin Kadınlar’ grubu her partinin listesini incelediklerini ve kadınlar arasında birçok erkek siyasetçinin eşinin ya da akrabasının bulunduğuna dikkat çekti. Hem bu bağlamda hem de son dönemde ülkemizde gerçekleşen başkanlık sistemi tartışmalarına ve hedeflendiği açıklanan başkanlık modeline istinaden “Meksika Modeli Başkanlık” sistemine yapılan atıfları da göz önünde bulundurursak Türkiye ile ilgili çeşitli benzerliklerin olmadığını söylemek sizce mümkün mü?

 

Seçim sistemi ile ilgili değerlendirmeyi yaptıktan sonra son olarak sivil toplumun bu sistem ve süreç içerisinde ne gibi faaliyetler yaptığına değinmek yerinde olacaktır. Öncelikle Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün Meksika temsilciliği olan “Transparency International Mexico”bu süreç ile ilgili Türkiye’de Uluslararası Şeffaflık Derneği’nin yaptığına benzer bir çalışma yapıyor ve bu çalışma hala devam ediyor. Kurum, seçime giren tüm adaylardan üç başlık altında farklı ve çok detaylı açıklamalar istedi: Bunlardan ilki mal beyanı açıklaması. Öncelikli olarak adaylardan mal beyanlarını seçim süresi içerisinde açıklamaları beklendi. Adaylar bunu adayken açıklamadıysa seçildikten sonra açıklayacağına dair bir sözleşme imzalamaları talep edildi. İkinci olarak, adaylardan bütün çıkar ilişkilerini açıklaması beklendi. Bu adım ile adayın herhangi bir şirketinin olup olmadığı; eğer varsa bu şirketin hangi sektörde faal olduğu sorularına cevap arandı. Adayın herhangi bir yüksek düzeyli bir kamu görevlisi tanıdığının olup olmadığı ve adayın mali/maddi yükümlülükleri(borç durumu, yakın akrabalarından kredi alımı vs.) ile finansal durumu mercek altına alındı. Üçüncü olarak ise, finansal bildirim talep edildi ve adayların bu bağlamda 2011’den itibaren detaylı tüm gelir ve giderlerini açıklaması istendi. Bunlara ek olarak, örgüt bu açıklamaların her biri için detaylı formlar hazırlamış durumda. Bu noktaya kadar her şey güzel; fakat hepsinden önemlisi, yolsuzluk indekslerinin Latin Amerika ve dünya bazında en yüksek seviyelerde olduğu Meksika gibi bir ülkede kampanyanın nasıl sonuçlandığı ya da nasıl seyrettiği sorusunun cevabı ne? Cevap aslında özellikle ülkemize kıyasla hayli şaşırtıcı: Yolsuzluk indeks sıralamasında 175 ülke arasından 103. olan Meksika’da şimdiye kadar toplam 36 kadın ve 64 erkek yani toplamda 100 aday bu beyanları yapmış durumda! Ülkemizde mal beyanını açıklayan ve siyasette şeffaflığa katkıda bulunan vekil adayı sayısının 30’larda kalmış olduğunu düşünürsek durumun Türkiye adına ne kadar vahim olduğunun farkına varabiliriz.

Seçim öncesi durum bu iken seçim sonrası durumun ne olduğu sorusuna gelecek olursak, Türkiye ile aynı gün sandık başına giden Meksika’da seçimin en çok konuşulan konusu tabii ki güvenlik oldu. Muhaliflerin adaylarının suikaste uğramasından iktidarı sorumlu tutan muhalefet daha önceden boykot çağrıları yapmıştı. Ülkenin en büyük öğretmen sendikası CNTE ve kayıp yakınları dâhil muhalif güçlerin boykot ettiği seçim saldırılar nedeniyle kana bulandı. Muhalefetin boykotu nedeniyle seçim pusulalarının yakıldığı ve büyük gösterilerin yapıldığı seçim günüde, en az dördü seçim adayı ve dokuzu kampanya görevlisi olmak üzere yerel bazı haber kaynaklarına göre 16; uluslararası ajansların verilerine göre ise en az 21 kişi yaşamını yitirdi. Pazar günkü oylama başlarken, hükümetin eğitim reformlarına karşı olan öğretmenler sendikası ülkenin güneyinde oyları yaktı ve siyasi parti bürolarına baskın düzenledi. Özellikle ülkenin güneyinde bulunan yerli halkın yoğun yaşadığı Guerrero, Oaxaca, Chiapas, Yucatán ve Puebla eyaletlerinde devlet binaları işgal edildi ve oy pusulaları yakıldı. Geçen yıl polisin uyuşturucu çetelerine teslim edip öldürülmesine yol açtığı sanılan 43 kayıp stajyer öğretmenin kenti Tixtla’daki olayda başka seçim malzemeleri de yakıldı. Buna karşılık kentte oy kullanılmasında ısrar eden bazı seçmenler, ellerinde sopalarla sandık başına gitti. Seçmenlerin seçim günü süresince oylarını sopalarla koruduğu gözlendi. Guerrero eyaletinde ise muhafazakâr bir partinin bürosuna molotof kokteylleri atıldı. Eski bir belediye başkanı da oy verme merkezi dışında öldürüldü. Çatışmaların yoğun yaşandığı Guerrero’ya bağlı olan Tixtla kentinde pusula ve sandıkların yüzde 20’si yakılırken, seçimler tamamen iptal oldu. Bunun yanı sıra Puebla eyaletinde bir PRI’li siyasetçi öldürüldü. Pusulaların 40 sandıkta yakıldığı Oaxaca’da 120 kişi gözaltına alındı. Chiapas’ta 10 kişi protestolarda gözaltına alındı. Bütün bu durum nedeniyle seçim boykotuna katılımın yoğun olduğu eyaletlere iktidar 40 bin askeri sevk etti.

İlk sonuçlara göre Meksika Devlet Başkanı Enrique Pena Nieto’nun başında olduğu iktidardaki Kurumsal Devrim Partisi (PRI) oyların yaklaşık yüzde 33’ünü alarak birinci parti oldu. Nieto, Kongre’nin 500 üyesi, 9 vali ve yüzlerce belediye başkanının belirleneceği seçimleri birinci tamamlasa da, hedeflediği reformları gerçekleştirmek için ihtiyaç duyduğu Kongre’de koltuk sayısında kayba uğradı. Ülkede birinci parti çıkan PRI’nin koalisyon hükümeti kurması bekleniyor. Bu tepkilerin bir yansıması olarak, Meksika’nın ilk bağımsız adayı vali olarak seçildi. Ülkenin ekonomi devlerinden biri olan Nuevo Leon eyaletinin başına eskiden Nieto’nun partisinde olan Jaime Rodriguez seçildi. Rodriguez’in eskiden üyesi olduğu Kurumsal Devrim Partisi’ne fark atması, merkez politikalara bir tepki olarak görülüyor.

 

Toparlamak gerekirse, sadece seçimlerin yapıldığı tarih düzeyinde değil; gündelik seçim sistemi ve başkanlık tartışmaları, toplumsal cinsiyetçilik, kadınların siyasete katılımı, yolsuzluk endeksleri ve bu bağlamda yapılan şeffaflık kampanyaları ile ilgili olarak Türkiye ve Meksika arasında ciddi benzerlikler görmek mümkün. İki ülkede de var olan ekonomik ve siyasal düzen ve bu düzene toplumsal temelde verilen reaksiyonlar da çeşitli benzerlikler gösteriyor. Bu tepkileri bir çıktı anlamında değerlendirecek olursak, bu çıktıların şiddeti konusunda farklılıkların olduğu ve bütün bu benzerliklere rağmen Türkiye’nin şu veya bu şekilde daha sakin(!) bir atmosferde seçime girmiş olduğunu söyleyenler de elbette var. Buna karşın, Türkiye’deki seçimden birkaç gün önce gerçekleşen Diyarbakır’daki miting saldırısını düşünecek olursak bu tez de çok doğruymuş gibi gözükmüyor. Sonuç itibariyle, yine de toplumsal tepkilerin şiddeti konusundaki farklılıkları bir yana koyarsak, bütün bu benzerliklere ilişkin olarak her iki ülkede de yapılan şeffaflığı sağlama çalışmalarına iki ülkedeki adayların katılımı arasındaki farkın Türkiye açısından üzüntü verici bir tablo yaratmış olması yadsınamaz bir gerçeklik olarak gözlerimizin önünde…

_______________________________________________________________________

 

http://www.transparency.org/country#MEX

http://www.transparency.org/country#TUR

http://www.sozcu.com.tr/2015/dunya/meksikada-secim-boykotu-850735/

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/29195389.asp

http://tr.euronews.com/2015/06/04/meksika-da-ara-secimlerde-boykot-cagrisi/

http://tr.euronews.com/2015/06/03/meksika-da-ara-secimler-oncesi-boykot-cagrisi/

http://tr.euronews.com/tag/meksika/

http://www.birgun.net/haber-detay/meksika-baskanlik-sistemi-79718.html

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/28293207.asp

http://www.internethaber.com/meksika-tipi-baskanlik-modeli-nedir-erdogan-istiyor-768224h.htm

http://politikaakademisi.org/siyasal-sistemler-meksika/

http://www.mfa.gov.tr/meksika-siyasi-gorunumu.tr.mfa

http://tr.sputniknews.com/foto/20150608/1015889714.html

http://tr.euronews.com/2015/06/08/meksika-da-protestolarin-golgesindeki-secimi-nieto-nun-partisi-kazandi/

http://www.bloomberght.com/haberler/haber/1797835-meksikada-secimlere-siddet-damgasini-vurdu